Remzi Akbaş'ın "Gelin bu oyunu bozalım" başlıklı köşe yazısı

Türkiye'nin üzerinde oynanan oyunlar, esasında Kürt realitesinin inkar edilmesiyle birlikte "PKK"nın varoluşuna sebep olan eski adı Dersim, yeni adı Tunceli olan (4 ocak 1936) vilayete yapılan operasyonlar ve katliamlarla başladığını söylersek yanılmış olmayız herhalde…

Türkiye 40 yılı aşkın süredir PKK terör örgütü sebebiyle bir türlü kalkınma hamlesinde başarılı olamamış hatta bir ara Turgut Özal'ın sorunu çözmek için 1993 yılında başlattığı girişim de engellenmiştir.

Yine geriye dönersek, 1938 yılında Cumhurbaşkanı M.Kemal Atatürk ile Başbakan Celal Bayar'ın imzası bulunan 8993 sayılı kararnamede şu yazılıydı:

"Bir aydan fazla devam edeceği tahmin edilen Tunceli Harekatı'nın muharebe ve müsademeleri istilzam edecek mahiyet ve emniyettedir."

Belki denilebilir ki, "Bu operasyon Kürt isyanının bastırılması için zorunluydu..."

İşte bu tarihten sonra Kürt başkaldırışları hep devam etti. 12 Eylül Evren darbesiyle kesilse de içten içe güç topladı…

Bunları anımsatmamın nedeni şudur:

Bugün tarihimizi incelersek Osmanlı'dan beri yabancı güçler hiçbir şekilde Türkiye'nin Asya, Avrupa, Ortadoğu ve Balkanları içine alan bölgenin hakimiyetini ele geçirmesini istemez. Çünkü Türklerin tarih boyunca genlerinden gelen İmparatorluk özgesi vardır.

Kısaca, Türkiye'nin askeri alanda ABD ve AB'nin hiç tahmin edemediği kadar güçlenmesi ve son zamanlarda azınlık hakları konusunda olsun, Kürt hakları konusunda olsun bir barış ortamı oluşması özellikle Kuzey Irak enerji anlaşmaları ile Beşar Esad rejiminin değişiminde aldığı rol, Türkiye üzerinde oynanacak planların devreye sokulmasına yol açmıştır.

Fettullah Cemaati ile darbe girişimi bu girişimin arkasında aynı güçlerin olduğunu göstermiştir.

Bu noktada uyanık olmazsak, içerde faiz lobisi ve Oligark'ların yanı sıra Yahudi lobisinin ve İngiltere ile ABD'nin tuzağına düşmüş oluruz.

Son günlerde gelişen halk eylemlerinde antidemokratik müdahaleler, toplumun ayrıştırılması, hukukun tartışılır olması ve yargının bağımsızlığı gibi endişelerin artması dış güçlerin ekmeğine yağ sürmektedir.

Eğer geleceğimizi düşünerek hareket edeceksek, siyasi çıkarlar uğruna ülkemizin temelini oluşturan "Demokrasi" ruhundan ve "Laiklik" anlayışından asla taviz verilmeden her kesimin barış ve bütünlük içinde detaylara takılmadan esas arkadaki tuzağı görürsek işte o zaman bu savaşı kazanmış oluruz. Yoksa yeniden 70'li yıllara geri döneriz. O nedenle gelin bu oyunu bozalım!