Kara / mana

Aybüke Yıldız'ın "Kara / mana" başlıklı köşe yazısı

Aşkı anlatmak şairin işi de ya anımsamak insanların haddine mi?

Aşk şiirlerde büyülü bir kelime,

Güzel, sanki gökyüzüne merdivenle çıkmak gibi…

Fotoğraflar, insanlar, anılar, hediyeler ve çiçekler hepsi kocaman bir palavra.

Ufff bence şu an kalbim kırık değil ve affedemediğim hiç kimse yok ama helalleşmek konusu ayrı.

Hadi ama şair sen çiçek buketlerini saklarsın şiirlerinde de ama hafızan bir bir anıları sıfırlar, kötüleşir senin kalbinde.

Sen bir şairinsin yaz geç gitsin demi yaz geçsin gitsin ya o kadar kafa patlattığı zaman, duygularınla gerçekliği karıştırdığın zaman, kurgu mu gerçek mi ayırt edemediğin zaman, duygularının kalbini kemirdiği hatta saçlarını kestiğinde geçebildin mi?

Sanmıyorum ama geçirmişte olabilirsin yani o zaman çok büyük bir dalga gibi aslında anlamıyorsun biraz sersemletir sonra hiçbir şey olmamış gibi tekrardan dalgayla savaşmaya başlıyorsun işte zamanda böyle bir şey sana yeni deniz kabukları getiren bir dalga ve zamanda sana yeni insanlar, yeni anılar ve yeni çiçek demetleri getiriyor baksana artık pencerende çiçekler saksılar ile hatta çocukluğunu çok özlüyorsun şair.

Kalbim ve zihnimdeki kelimelerle baş edemiyorum. Kalbimi boğuyor kelimeler uykularıma müsaade etmiyor.

Arkadaşlarım arkadaşlarım evet arkadaşlarım...

Belki de çocukken parkta oynadığım, anaokulu da oynadığım, ilkokulda saçımı çeken veya defterini karaladığım arkadaşlarımdır. Bu bayram buruk ve ben şöyle bir sözü çok severim hani hep de annemden duyardım deliye her gün bayramdır.

Bayramları yaşayabilirdik mi? Yirmi yedi yaşında hiçbir güzel bayram hatırlamıyorum, ben yirmi yedi yaşında çocukluğumu hatırlamayı unuttum.

 O yüzden her şey güzel olmalı her şey karmaşık ve yorucu değil.

 Şu an aşkla, doğa hatta sevgi ile bir şeyler yazmak istemiyorum.

 Hiçbir şey yazamıyorum, okuyamıyorum aynadaki gördüğüm her neyse hevessiz hem kara kargalar ne zaman saygıda kusur etmedi ki.

Kara kargalar.